Kedileri sevdiğimiz gibi insanları sevebilir miyiz? - Düşünce Kataloğu - Dijital Gençlik Dergisi
Bizimle iletişime geçin

Yaşam

Kedileri sevdiğimiz gibi insanları sevebilir miyiz?

Dilara Aydın

Yayınlandı:

Şu Tarihte:

Abone Ol
kedileri sevdigimiz gibi insanlari da sevebilir miyiz
İnsanlar boktan olabilir. Ama en azından onları kedileri sevdiğimiz gibi sevmeye çalışırsak dünyayı genel olarak biraz daha az boktan hale getirebiliriz.

Kediler çocuk gibidir. “Kabloları çiğnerlerse gerçekten ne olur?” “X, Y veya Z ekseni zehirli midir?” gibi garip şeyler var.

Ama yeni yavrum Şaban aksine, tırmanabiliyor ve sudan büyüleniyor. Yağmur, lavabolar ve evet… Lanet olası tuvalet. Beni duydun.

Zihinsel kontrol listemde sürekli “Klozet kapağı aşağıda mı?” sorusu var. Bugün, bu sorunun cevabı yankılanan bir HAYIR oldu. Bu hem Şaban hem de benim için bir ders olmasına rağmen.

Kedimle Mutlu Bir Savaştayız!

Hayatıma hoş geldin Şaban.

Şaban’ı bir gün tuvalette öylece serilmiş dururken buldum. Sırılsıklam olmuştu, yani muhtemelen yüzmüştü.

Biraz da üzeri bok kalıntılarıyla dolmuştu . Allah’ın cezası Şaban!

“Aşkım, Şaban yine tuvalette oynuyor. Söylemek istiyorum, sevgilinizle aranızda bu tarz konuşmalar sık sık geçmiyordur.  Evimize uzaylı aldığımızdan gerçekten emindik!

“Şaban!” Onu tekrar bok kuyusunun içinden aldım: Burada ne halt ediyorsun, şaban?”

Daha önce bir kediyi banyo yaptırmaya çalıştıysanız, hatta su dostu bir kedide olsa dahi, bunun savaşa gitmek gibi bir şey olduğunu bilirsiniz. Makineli tüfekle silahlanmak yerine bir şişe kedi şampuanıyla silahlandım.

Küveti açtım. Savaş işareti verildi: pençeler kollarıma ve sırtıma saplandı. Acı içinde uludum ve bir şekilde kedi şampuanı şişesini delmişti, şampuan sızdırmaya başladı.

Hayvan sever olduğum için şaban çok şanslı: bir kedi yavrusu için, Şaban cesur bir kediydi. Aslına bakarsanız onu evlat edinmeden önce vahşi olduğunu söylemişlerdi.

Bir keresinde bir uzvunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmamıştım, onu temizlerken sessizce azarladım. “Bu senin yüzünden, seni küçük pislik. Tuvaletlerde oynama.”

Banyo zamanı sona erdiği zaman, savaş yorgunu, kanlı ve kirliydim ve muhtemelen sidik parçacıklarıyla kaplıydım.

Kediler pisliktir, ama yine de onları seviyoruz.

Şaka yapıyorum.

Gerçek ders kedilerin pislik olduğudur, ama yine de onları seviyoruz. Eğer bir kedin varsa, bunun doğru olduğunu biliyorsun.

Belli ki Şaban affedildi. Bunun ne kadar sürdüğünü biliyor musun? Banyo bitmeden affedildi.

Ama fark ettim ki insanları affetmekte o kadar da hızlı değilim.

Peki bu neden?

İnsanlar da pislik, ama yine de onları sevmeye çalışmalıyız.

İnsanları sevmek böyle bir şeydir. Ancak, Dr Alex Lickerman göre, sık sık bize yakın insanlar kötülük yaparlar. Bizi üzerler. Garip bir adam yahu!

İnsanlar boktan ya, umarım kelimenin tam anlamıyla herkese açık olduğunu düşünmemişsinizdir. Bazı insanlar boktan. Ama berbat insanların hepsi sanki benim etrafımda çevrilmiş gibi.. Hepimiz biliyoruz. Bu hayatın bir gerçeği. Eğer bir şekilde berbat olduğunu düşünmüyorsan, hayal görüyorsun. Ve eğer tanıdığın birinin bir şekilde seni kötülemediğini düşünüyorsan o zaman gerçeklerini görmemişsin demektir. Kimse mükemmel değildir.

Ama Şaban’a bu koşulsuz sevgiyi verebiliyorsam hayatımdaki insanlar da bunu hak ediyor demektir.

Peki bunu nasıl yapabiliriz?

Senin Gibi İnsanları Sev, Kedileri de Sev

Şaban beni incitmek istemedi. O benim canımın acıdığını bilmiyordur.. yani değil mi?  – gerçekten acı çekmem için beni pençelediyse! O sadece tuvalette oynamak için olan içgüdülerini takip ediyordu (götü bok tutasıca) ve bende onu banyo yaptırıyorum.

Mantıklı mı? Hayır. Ama zarar vermek istemedi ve insanlar aynı bu şekilde.

Çoğu zaman insanlar bizi bir şekilde hafife aldığında, bize zarar vermek için büyük bir planları olduğunu düşünebiliriz. Bunu söylediler. Bunu onlar yaptı. Bunu onlar yapmadı. Ve bunların hepsi kasıtlı, en azından, zihnimizde.

Büyük ölçüde mutsuz bireyler olan insanlar dünyanın ve insanların eylemlerinin onların etrafında döndüğünü düşünürler. Ama genellikle, insanlar sadece… insandır ne olabilir ki.

  • Söylediklerinden şikayet edebilirler: çünkü zor bir gün geçirdiler.
  • Yorgun oldukları için üst üste ikinci kez randevunuzu iptal etmiş olabilirler.
  • Dürüstçe size verdikleri sözü unuttuklarını söyleyebilirler.

Eğer bu durumlara kişisel bir saldırı olarak bakarsanız, o kişi için sevgiyi ya da affetmeyi nasıl ayırt edebilirsiniz?

Mutluluk Araştırmaları Dergisi’ne göre, başkalarını olumlu yönde gören insanlar bireyler olarak daha olumludur.

Yani, eğer insanlara şüphenin faydasını gösterirsen, muhtemelen bir insan olarak daha mutlu olursun. Ve eğer bir insan olarak daha mutluysan, insanlara olan sevgiyi çok daha kolay bulmalısın.

İnsanlar boktan olabilir. Ama en azından onları kedileri sevdiğimiz gibi sevmeye çalışırsak dünyayı genel olarak biraz daha az boktan hale getirebiliriz.

Reklam
Yorumları okumak için tıklayın
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

Yaşam

Köpeklerimizin Arkamızdan Söyledikleri Şeyler

Köpeklerin bir dili olsaydı nasıl olurdu? İşte, köpeklerimizin arkamızdan söyledikleri bazı şeyler. Köpekler konuşsaydı, büyük ihtimalle bunlara tanıklık edecektik.

Dilan Gümüş

Yayınlandı:

Şu Tarihte:

İçeriği Oluşturan:

Kopeklerimizin Arkamizdan Soyledikleri Seyler

Evcil hayvan sahipleri: Köpeklerinizin arkanızdan neler dediğini biliyor musunuz? Köpek sahipleri her zaman bunu hissedebilir aslında. İşte, köpeklerimiz arkamızdan neler söylüyor bir bakalım. Arkamızdan ne söyledikleri, ne yaptıkları her zaman merak edilmiştir. Köpekler bir dosttur ve sonsuz sevgiye sahiptirler. Sokaktan sahiplendiğiniz bir köpek veya binlerce Lira verdiğin köpekler fark etmeksizin. Her köpek, her canlı dosttur ve onlara iyi bakmalıyız. Köpeklerimiz konuşsaydı büyük ihtimalle aşağıda ki listeye tanıklık edecektik. Dostlarımızı ne kadar sevdiğimiz kesin. Ama, onlar konuşsaydı işte arkamızdan söyleyecekleri şeyler bunlardı.

Dilerseniz yorum olarak da sizin köpeğinizin sizin arkanızdan ne dediğini de paylaşabilirsiniz. Bunları Listeye seve seve ekleyeceğim.

Gelin köpeklerimiz bizim arkamızdan neler söylüyor bir bakalım.

  1. Ah insanlar ah… Akşam yemeğini saat 17:30’da yemem gerekiyordu, planlarından yine saptı!
  2. Her gün sabah gittiğin ve günün ilerleyen saatlerinde geri geldiğin yere ne diyeceğim?
  3. Sen yokken, tezgahı fırçalayıp temizlik bezine sürtündüm diye yerdeki kırıntıları yedim.
  4. Bir keresinde bana aldığın yeni tahılsız yemeği sevip sevmediğimi sormuştun. Tepkimi hatırlıyor musun? Numara yaptım.
  5. Sen yokken yüksek sesle çalan bir şey var. Bunu nasıl düzelteceğim?
  6. Nana (Kedi) ne zaman ziyarete gelse, kanepede en sevdiğim yerde oturuyor. Bu hiç hoşuma gitmedi.
  7. Neden bizi ziyaret etmek zorunda ki? Onu yeterince ziyaret etmiyor musun?
  8. Bence beni banyo zamanı konusunda uyarmalısın, tercihen bir hafta önceden. Tüm bu süreçten kaçmak için zamana ihtiyacım var.
  9. Ben dindar değilim. Bunu biliyorsun, değil mi?  O zaman bana bunu yapman Günah deyip durma!
  10. Radyoda sürekli “oy verme” olayı da neyin nesi? Bu senin yapacağın bir şey mi?
  11. Eğer öyleysen, bunun için sana para verecekler mi? Daha fazla tedaviye ihtiyacım var. Öncelikle. Bu oy olayından para kazan. Daha sonra bana güzel bir mama al. Bu şey iğrenç!
  12. Tamam. Mutfağa 459 kere gittim. Bu kadarı yeter.
  13. O kediyi kovar mısın?
  14. Teyzem bir süredir buraya gelmedi, Nala da öyle. Bir şey mi yaptım? Bir şey mi yaptın? Hep sen neden oluyorsun. Evet, bununla devam edelim. Nala gelmeyebilir. Bir şey mi yaptın?
  15. Bana kanepede salya akıtmamamı söyleme. Yastıklarına salya akıtmama ne dersin?
  16. Ezilmiş buz en sevdiğim atıştırmalıktır. Biraz daha ezilmiş buz lütfen.
  17. Bir babamız ya da başka bir annemiz olduğundan emin değilim. Soyum nerede?
  18. Yani, tüm dikkatimi toplamaya çalışıyorum. Bunun olmasını mı istiyorsun?
  19. Veteriner . . . Artık gitmek istemeyeceğim bir yer.
  20. Bunu gerçekleştirmenin bir yolu varsa, buna sevineceğim. Onlara iyi olduğumu söyle – mükemmellik öncesi ve sonrası için para ödemek zorunda kalmamalıyız. Kabul edelim, ikisi de benim. Paranı biriktir.
  21. İkramiyelerimi vermeyecek misin?
  22. Bana bir şeyler söylediğinde ve ne dediğini anlamadığını düşündüğünde, senin için haberlerim var, anlıyorum. Sadece seni görmezden geliyorum.
  23. Yeni komşularımız mı var? Sen yokken garip sesler duyuyorum.
  24. Mumların yanması da neyin nesi? Peki ya adaçayı?
  25. Karnımı ovuşturmayalı ya da kulaklarımın arkasına masaj yapmayalı 5 dakika oldu. Şikayetçiyim.
  26. Yemeğimi yemiyorum çünkü seninkinin daha iyi koktuğunu fark ettim.
  27. Evet, bu doğru . . . Kakamı al!
  28. Hayır, sürekli fotoğrafımı çekmem hoşuma gitmiyor. Kes şunu.
  29. Tasımımı kopardığında, sanki bir parçamı çıkarıyorsun. Kimliğim değişiyor. Kimliğinin değişmesini ister misin?
  30. HAYIR, KOMŞUNUN KÖPEĞINE HAVLAMAYI BIRAKMAYACAĞIM!

Bonus: Seni gerçekten seviyorum. Numara yapmıyorum.

Okumaya devam et

Yaşam

Dövmelerim Benim Bir Parçam, Ama Beni Tanımlamıyorlar

Dövmelerime göre yargılanmaktan sıkıldım. Dövmelerim benim bir parçam ama beni asla tanımlayamazlar. Dövmelere göre yargınlanmak sonlanmalı.

Senol ARAS

Yayınlandı:

Şu Tarihte:

İçeriği Oluşturan:

Dovmelerim Benim Bir Parcam Ama Beni Tanimlamiyorlar

18 yaşımdayken, ve üniversite için şehir dışına çıkmadan üç gün önceyken, hiç umduğum bir şey yaptım: Dövme yaptırdım.

Beni yanlış anlama. Dövmeleri her zaman çok ilginç bulmuşumdur. Ama sonra bir tane daha yaptırdım ve sonra hatırladığım tek şey, daha fazlasını yaptırmaktan kendimi alıkoyamadım.

Dövmeleri seviyorum. Yeni tasarımlar bulmayı seviyorum, yeni bir dövme yaptırma sürecini seviyorum, ve ben cildime yaptırmak için seçtiğim dövmenin her zaman vücudumda kalacağını da biliyorum.

Sevmediğim şey dövmelerle birlikte gelen damga. O ansızın size koyulan damga ” Şuna bak, dövmelerine bak tıpkı bir serseri ” biliyor musun? serseri sensin!

Dövme yaptırmanın büyük bir risk olduğu fikri var: bir şekilde, herkes tarafından görünür bir dövme yaptırarak, kendinizi işsiz yapacak ya da “serseri” olarak ortaya çıkacaksınız. Onlar için.

Dövmesi olan çoğu insan bu fikrin bir anlam ifade etmediğini söylediklerinde benimle aynı fikirde olacak.

Dövme yaptırdığımda, birçok farklı nedenden dolayı yaptırıyorum.

Bir pusulam var çünkü hayatımda beni doğru yola yönlendiren harika insanları hatırlamama yardımcı oluyor.

Küçük bir uçak seçtim çünkü Londra’ya ilk gidişimdi ve ilk kez yalnız seyahat ediyordum ve yolculuğu hatırlayacak bir şey istedim.

Bir dünya haritası seçtim çünkü 14 yaşımdayken sırt çantasıyla gezmeyle ilgili bir kitap okuduğumdan beri dünyayı gezmek istiyordum.

Bu hikayeler benim dövmeler arkasındaki nedenlerimin tüm örnekleri, ama bunların hiçbiri beni kötü ya da güvenilmez ya da herhangi bir şekilde elverişsiz yapmaz.

Dövmelerim sevdiğim bir parçam. Yaptırdığım her dövme her zaman benimle kalacak bir anı; Nerede yaptırdığım, ne zaman ve neden yaptırdığımı sana her zaman söyleyebilirim. Ben gülümsediğim ve sevgiyle birlikte olduğum arkadaşlarımın anısını bile dövmelerimde saklayabilirim.

Ancak, bu dövmeler benim kişiliği asla etkilemedi. Kişiliğimin ne olduğunu, kim olduğunu ve neyi önemsediğimi ya da nasıl davrandığımı belirleyemez ve hayatımda neler yaşadığımı söylemezler.

Dövmelerin kötü ya da her zaman “serseriler yapar” anlamına geldiği fikrinden uzaklaşmanın zamanı geldi, çünkü gerçek şu ki, bir insan hakkında sadece ön kollarında, boynunda ya da ayak bileğinde olan mürekkepten çok az miktarda şey öğrenebilirsiniz. Başvurduğunuz iş için en uygun olup olmadıklarını ya da başkalarının en iyi arkadaşları olmak istemelerini sağlayacak kişilik özelliklerine sahip olup olmadıklarını anlayamazsınız.

Bir insan vücudu söz konusu olduğunda, bir çok kişi dövmelerimiz nedeni ile önceden karar verdi zaten. Organlar, göz rengi, boy ve derim. Fazla bir şey değiştiremeyiz. Ama neyi değiştirmeyi seçebiliriz? Dövme yaptırmak gibi bir şey. Bizi diğerlerinden ayıran bir şey ekleyerek vücudumuzu biraz farklı ya da eşsiz yapabiliriz.

Bu nedenle, kimsenin bana dövmelerimin benim için bir risk olduğunu ya da başka birini memnun etmek için dövme yaptırmayı bırakmam gerektiğini söylemesine izin vermeyi reddediyorum.

Dövmelerim benim bir parçam. Onlar önemli ve eşsiz bir parça ve gurur duyuyorum.

Ve beni dövmelerime göre yorumluyorsan beni tanımıyorsun demektir.

Okumaya devam et

Psikoloji

Neden ayrılma dürtüsü kalandan daha güçlüdür?

Neden gitmek, kalmaktan daha acı vericidir? İşte, size hayat hikayem sayesinde gitmekle kalmak arasında ki o bağı anlatıyorum. Neden ayrılma dürtüsü kalandan daha güçlüdür? diye soru soruyorsan kendine, bu sana açıklayıcı geleceğinden eminim.

Aleyna Yazıcı

Yayınlandı:

Şu Tarihte:

İçeriği Oluşturan:

Neden ayrilma durtusu kalandan daha gucludur

Yurt dışına seyahat ederken hiç ev özlemi yaşamadım. Evden uzakta geçirdiğim en uzun süre beş ay oldu.

Ben ailemden uzakta yaşadım ve eve her geldiğimde yaşamaya devam ettim, uzaklık hastalıktır. Bir geziden döndükten sonra, gördüğüm yerleri, yediğim yemekleri ve yeni bir yerdeyken tanıştığım insanları özlemle bekliyorum.

Ben bunun birkaç nedeni olduğunu düşünüyorum, ve çoğu gezginlerinde bunu düşündüğünden eminim. Birincisi, seyahat etmeyi sevdiğinizde, rahatsız olmanın heyecanını bulursunuz. Bilinmeyende, belirsizlikte, her günün yeni ve farklı bir şey getirebileceği fikrinde gelişirsin. Sabah uyandığınızda, en iyi kahvenin nerede olduğunu keşfetmeniz gerekir; Otobüs sisteminin nasıl çalıştığını ve yerel halk oradayken yemen gereken şeyi almak için nereye gideceğini öğrenmelisin. Gezginler şimdiye kadar tanıştığım en uyumlu insanlardır, çünkü keşiflerin çoğu içgüdülerinizle birlikte gidiyor, ve bu da sizi bazen garip, rahatsız edici ama harika yerlere götürüyor.

Evde, bu aceleciliği hissetmek zor, günlük yaşamda yeni ve farklı bir şeyler görmek ve yaşamak gerçekten güzel hissettiriyor. İşlerin nasıl yürüdüğünü bilirsin ve genellikle günleriniz tahmin edilebilir. Hayatta başarılı olmak için gerekli rutinler kira ödemek ve yiyecek şeyler satın almaktır. Asla heyecan veren bir şeyler olmaz. Hayatta olma hissini yaratmazlar.

İkinci sebep

Yeni bir yere gittiğinizde, bir parçanın değiştiğidir. Bir şey öğrenirsiniz ya da bir şeylere karşı bakış açınız daha önce hiç görmediğiniz yeni yaşam biçimleri ile birleşir. Nasıl Türkiye’de sokakta alkol almak yasaksa,  Arjantin’de bu yasak değil. Oradayken değişmiş hissediyorsun, kültürün bir parçasını hissediyorsun.

Sorun şu ki, eve döndüğünde her şey aynı hale gelir. Mısır gevreği kutusu bıraktığın tezgahın üstünde, kurutucudaki çamaşırların katlanması gerekiyor, iş arkadaşın hala aynı şeylerden şikayet ediyor. Nasıl olduğu, her zaman nasıl olacağı, tamamen farklı hissettiğin zaman geri dönmek sarsıcı gelebilir. Öğrendiklerini ya da gördüklerini taklit etmeye çalışırsan belki. Yediğiniz bir şeyi pişirmeye çalışırsınız. Orada yaşadığın gibi yaşamaya çalışıyorsun ama her şeyin eskisine uyma baskısı gerçek ve bazen de bunaltıcı.

Üçüncü neden,

Seyahat ederken farklı bir zihniyet. Deneyime açık ve açız. Tabii ki öyle. Airbnb da ev sahibi arkadaşımızın bir arkadaşının verdiği bir partiye gitmek istiyor musun? Evet, kulağa eğlenceli geliyor. Seyahat ederken, bir kültürle ve bizi insan yapan şeyin köküne bağlantı arıyoruz.

Peru’da bir otobüse binerken, bir kadın uçağa bindi ve çantasındaki bir şeye uzanırken bebeğini kucağıma verdi. Bebek bana baktı ve ben bir an için şok oldum ve bana gülümsedi. Bu kadın ve bebek bana güvendi. Neden? Belli ki fidyeci yaklaşımı vermiyordum. Ama aynı zamanda Peru’da her sabah açıklıklar yaratmaya çalıştığım için olduğunu düşünüyorum. Ben sokaklardan geçtim ve insanlara gülümsedim, pazarlarda tüccarlar ile sohbet etmek için kötü İspanyolcamı kullandım. Toplumun öğrenmek, paylaşmak ve kendimi onların kültürüne kaptırmak için orada olduğumu bilmesini istedim. Otobüsteki bayan rahatlıkla bebeğini kucağıma koymuş olabilir ama benim için önemli bir andı. Bu bir bağlantıydı.

Seyahatin bir bağımlılık olduğuna inanıyorum. Ama çoğu bağımlılık davranışların aksine, bunu her zaman hissetmektir. Ne zaman bilinmeyene adım atsan ve rutinden çıksan eski benliğinin bir parçası ölüyor. İnsanlara, konuşmalara ve maceraya banka hesapları ve alt satırlar yerine önceliklendirmeyi öğrenirsiniz. Kendini eskiden olduğun kişiden daha da uzaklaşırken ve kim olmak istediğine dair adım atarken buluyorsun.

Ne kadar çok seyahat ederseniz, o evin bıraktığınız yerde olmadığını fark edeceksiniz. Tatilimden dönerken bu kötü hissi yaşadım. Çünkü sıradan hayatıma geri dönüyordum. Yaptığım her şey kötü gelmeye başladı. Tekrar sabahları kahvaltı yapıp işe gideceğim, kirlilerimi yıkayacağım ve tatilimde ya evde film izleyecek yada yıllarca yürüdüğüm sokaklarda yürümeye devam edecektim. İşte kötü hissettiren şeyde bu.

Evin her zaman orada olacak, ama bu gezgincilik hattının hemen ötesinde ne yattığına dair bir bilginiz olmaya bilir. Size şöyle anlatayım: hiç hayal edebileceğinizden daha güzel olduğunu biliyorum.

Okumaya devam et
Reklam

Öne Çıkanlar