Kendinizi sevmeyi zor buluyorsanız bunu okuyun - Düşünce Kataloğu
Bizimle iletişime geçin

Kişisel Gelişim

Kendinizi sevmeyi zor buluyorsanız bunu okuyun

Aleyna Yazıcı

Yayınlandı:

Şu Tarihte:

Kendinizi sevmeyi zor buluyorsanız bunu okuyun
Hayatımızdakiler için çok derinlere iniyoruz ve kendimiz için geri gelmeyi unutuyoruz.

Kendinizi sevmeyi zor buluyorsanız bunu okuyun

Öz sevgi gezinmek için böyle zor bir süreçtir, sadece zaman alır çünkü, sabır, hassasiyet ister. Ama aynı zamanda biz onu bulamıyoruz çünkü zaman içimizde büyümek utanç hislerimiz var. Biz sürekli kendini sevgi bu fikrine adanmışız – bu sosyal medya, reklam, duyduğumuz müzik ve izlediğimiz gösterileri içinde bize aktarılır. Dünya sürekli “Sadece kendini sev” diyor ve bu yüzden biz yapamadığımızda, ya da zor olduğunda, bunu başaramadığımız için kendimizi üzgün ya da suçlu hissediyoruz ya da kendimizi diğerinin bizi gördüğü gibi göremediğimiz için. Çok kafa karıştırıcı olabilir. Ama gerçek şu ki – hepimiz incindik ve hepimiz bizi sevmenin zor olduğuna ikna eden şeylerle uğraştık ve günlük olarak bu kadar karşılaştırmayla uğraşıyoruz. Kendi ruhlarımızdan, kalplerimizden uzak laşmış olmamız anlaşılabilir bir durum. Mücadele etmek çok insani bir şey. Bu yüzden, aşağıda size kendini seviyorum yolculuk tasdik etmek içindir bazı ipuçları yazdım, ve kendinizi çok zahmetsizce başkalarına vermek sevgi vermek için teşvik ediyoruz. Çünkü bunu hak ediyorsun- her zaman hak ediyorsun.

Kendini sevmek, eve geri dönmek demektir.

Bazen bizi, sevilmek için kendimizi değiştirmemiz ya da düzenlediğimize ikna eden bir dünyada, kendimizi tekrar kendi ruhlarımızla tanıştırmak çok önemlidir. Eğer kendini sevgi teşvik ile mücadele ediyorsanız, derinlerde, gerçekten kim olduğunu kendinize sormaya çalışın. Kendine neyi sevdiğini ve neyi sevmediğini sor. Dünyaya çıktığınızda kendinizi nasıl hissetmek istediğinizi sorun. Kendinize pazarlığa uygun olmayanlarınızın ne olduğunu, standartlarınızın ne olduğunu, bir daha asla razı olmak istemediğiniz şeyi sorun. Aklınla baş başa yken kimsin ki? Herkes için her şey olmaya çalışmadığın zaman mı? Seni gerçekten mutlu eden nedir? Seni ne tutuşturuyor?

Ve bu şekilde kendinizle oturup ezici hissedebilirsiniz, bu kadar yabancı hissediyorum iken, kendiniz için gösteren yolunda büyük bir ilk adım. Hayatınızdaki diğerlerini sevdiğinizde, onları sevilmeleri gerektiği gibi sevebilmek için onları en derin düzeyde tanımak istersiniz. Bu yüzden kendinizle bir ilişki söz konusu olduğunda, kendinizi sevilmek için gereken şekilde sevmek için, o düzeyde de kendinizi tanımak gerekir.

Geçmişinde olduğun kişi için kendini affet.

Hayatta kalmak, iyileşmek için yapmak zorunda olduğunuz şeylere ya da yaptığınız hatalara ya da geçmişinizde olduğunuz kişiye dönüp bakmak ve tüm bunların size yeterince iyi olmadığınızı ya da istediğinizi hak ettiğinizi hissettirmesine izin vermek inanılmaz derecede kolaydır. Geçmişlerimiz utanç duygularını gündeme getirebilir ve bu utanç genellikle kendinizi daha az sevmenize neden olabilir, çünkü kendinizi eskiden olduğunuz kişi tarafından görüyorsunuz.

Eğer kendine karşı nazik olmayı zor bulmanın nedenlerinden biri buysa, kendine bakmakta neden zorlanıyorsan, sana hayatın gerçekten zor olduğunu hatırlatmak istiyorum. Ve varlığımızı yürütmenin mükemmel bir yolu yok. Asla düşündüğümüz kadar siyah ve beyaz değildir. Sadece yaşamanın, sevmenin ve hata yapmanın ne demek olduğunun zorluğuyla uğraşan bir insan olmanın nasıl bir kılavuz olduğuna dair bir kılavuz yoktur. Hepimiz şu an için alkışlamak zorunda olmaz kendimizi sürümleri olmuştur. Hepimiz canını yakan, yanlış seçim yapan ya da ortaya çıkaramayan kişi olduk. Bu seni kötü biri yapmaz. Bu seni insan yapar.

Yani kendini sevmeye doğru atılmış bir adım affetmektir. Üzüntünü yok etmek için yapmak zorunda kaldığın şey için kendini affet. Nasıl yerleştiğin için kendini affet ya da kendine davranılmasına izin ver. Dönüştüğün kişi için savaşmadığın için kendini affet. Kendine ayak basmaya çalıştığın için kendini affet. Her şeye adı ile hitap ettiğinizde, gerçekten her şeyle yüz yüze geldiğinizde – onu değiştirme arzusuyla değil, pişmanlıkla değil, gelip gidenlere, geri alınamayanlara karşı şefkatle, affetmek size geçmişinizi yeniden çerçeveleme yeteneğini size vetir. Size şu anki benliğini o merceğin içinden görmeyi bırakma fırsatı verir ve sizi incitmesine, aşağılamasına ya da küçümsemesine izin vermektense ondan bir şeyler öğrenirsiniz. Dersleri alırsınız ve kim olduğunuzu ve kim olmak istediğinizi öne çıkarmanız için size ilham vermelerine izin verirsiniz. Kabullenmek aşktır.

Kendini sevmek kendine saygı duymak demektir.

Kendimizi sevmek için, dahili olarak kim olduğumuz la dünyaya gösterdiğimiz kişi arasındaki mesafenin var olmaması gerekir. Bu iki gerçeklik arasında boşluk olmamalı.

Kim olduğunuz konusunda kendinize karşı dürüst olmak için en iyi nizi deneyin ve kendinizi asla bir zaman nızı yapmayın. Çünkü doğruyu söylemekten kendini alıkoyduğunda, etrafındaki herkesi yatıştırmak için kendini susturduğunda kendini iflas ettirirsin. Kendini bir kabuk haline gelirsin ve bu seni gerçekten kapana kısılmış ve yanlış anlaşılmış hissettirir, çünkü kendine karşı dürüst değilsin. Yaratmak istediğin sanatı yaratmıyorsun, sevmek istediğin gibi sevmiyorsun, ortaya çıkmak istediğin gibi görünmüyorsun, çünkü olduğun gibi ve açıkça kim olduğundan korkuyorsun. Arzularınız ve hareketleriniz arasında bir kopukluk vardır.

İçeride kim olduğunu kendine hatırlat. Ve senin içinde olduğun şey, dünyanın bildiği için şanslı olacağı güzel bir insan. Kabul edilmeniz, sevilmek veya önemsenmek için kendinizi düzene sağınızda beklemeniz gerekmez. Kendini değiştirmek zorunda değilsin. Sadece özür dilemeden kim olduğunu söylemelisin. Bir ruh düzeyinde, sizi mutlu eden şeyler yapmak zorunda, ve neredeyse aptalca bunları yapmak zorunda – kim olmak için izin isteyin. Gücünde dur.

Bu tür bir özgürlük hayatın değişmesidir, çünkü kendine saygı duyuyorsun. Ve kendi saygınlık kazandığında, kim olduğunu sıkıca durursun. Kendine karşı dürüst olmadığını ya da kendini aşağı yada dığını biliyorsun. Kendine karşı nazik davranıyorsun. Kim olduğunla gurur duyuyorsun. Senin gibi.

Sürece güvenin ve kendinize yatırım yapın.

Sen her gün öğrenen ve büyüyen bir insansın. Bazı şeyleri çok iyi yapıyorsun, içinde nadir bulunan yetenekler ve güzellik ler var ve bu sadece senin ve senin. Senin de yapacak çok işin var. İyileşmen gereken bir sürü şey, kabul lenmen ve kabul etmen gereken bir sürü şey. Hayat asla bu tür şeylerden yoksun olmayacak. Bu yüzden şu anda olmak istediğiniz yerde olmasa bile nerede olduğunuzu sevmek için elinden geleni yapmak önemlidir. Kendinize biraz zarafet göstermek, kendinize güvenmek ve bu süreçte önemlidir.

Sürece güvendiğinizde, eve dönüş yolculuğunu kendinize yaptığınızda, olmak istediğiniz kişi olma yolculuğunu ve tüm bunları yaptığınızda kendinizi sevmeyolculuğunuz, kendinize nasıl yatırım yapacağınızı öğrenirsiniz.

Ve kendinize yatırım yapmak, ne kadar sürerse sürsün, hayatınızın içine tohum ekmeye benziyor. Bu kendini tuzağa etmekle ilgili, zor işi yapmakla ilgili. Kendin için ortaya çıkmakla ilgili.

Bu yüzden kendinize sorun – nasıl şimdi kendiniz için gösterebilir? Geriye bakıp gurur duyacağın ne yapabilirsin ki? Bazen bu sağlıklı olmak gibi görünür, istemesen bile. Bazen bu vizyonlarınızı ve fikirlerinizi temel bir düzeyde sıralanmış alabilirsiniz böylece sosyal medya kullanımı nızı sınırlayan gibi görünüyor. Bazen bu sadece göz ardı etmek kolay olacak şeyler yapıyor gibi görünüyor, bazen kendiniz için bu şekilde göstermek için sahip olmak – gerçekten iş yapmak için kendinizi motive etmek için, nasıl kendinizi sevgi göstermek tir.

Ve bu aynı zamanda acıtsa bile, şifa ile kendinizi sevgi göstermek anlamına gelir. Kim olduğunuzun ruhunu gerçekten kazarak ve derin işi yaparak, zor işi yaparak; göğüs kafesini çözüp tüm bagajlara ve tüm yaralara bakmak ve yavaşça taşımayı, nasıl temizleyip temizleyip temizleyip bırakacağınızı öğrenmek. Kendinize iyilik göstermek, özellikle kolay değilse, kendinize sevgi göstermek için en iyi yoldur.

Dikkat.

Eve, kendine dönmeni sağlayan şeylere dikkat et. Seni mutlu eden şeyler, seni hayata getiren şeyler. Kendinize sorun – ne neşe getiriyor? En mutlu olduğunda kiminlesin? Kendini en iyi hissettiğinde ne yapıyorsun? En son ne zaman gerçekten canlı, gerçekten özgür, dünyaya açık, yargısız ya da korku olmadan hissettin? En son ne zaman kalbinde berraklık hissettin? Hayatında böyle bir güzelliği ateşleyen neydi? Bunu takip et. Hayatını o şeylerle ve o insanlarla doldur.

İyiliğe dikkat ettiğinizden, kendinizi derinden hissettiren her şeyin envanterini aldığınızdan emin olun. Ama siz de tam tersi dikkat emin olun. Kendini kim sorguluyor? Seni sevmesi zor biri gibi hissettiren kim? Hayatta enerjinizi gerçekten düşüren, sizi tüketen ya da yeterince iyi olmadığınızı hissettiren ne yaparsınız? Neşeni, kendini başkalarına verdikleri sevgiyi hak eden biri olarak görme yeteneğini çalmak nedir?

Kendini bu şeylerden uzak dur. O şeylerden uzaklaş. Lütfen, ne yaparsanız yapın – sizi neyin incittiği, sizi neyin küçük hissettirdik, size daha fazla hizmet etmeyen ler hakkında kendinize karşı dürüst olun ve çekip gitme cesaretine sahip olun. Sadece bu güçlendirici hissediyorum, ama hayatınızı değiştirecek, ve bu ateşe ruhunuzu ayarlayan kovalamak için alan yaratmak, hangi kendiniz ve yaşam için sevgi hissettirir.

Unutmayın – başkalarına verdiğiniz sevgiyi hak ediyorsun.

Başkalarını sevmenin yollarını, onları nasıl affettiğinizi ve kutladığınızı düşünün. Başkalarına karşı nazik olmak, iyi bir arkadaş olmak, güvenebilecekleri bir insan olmak için harcadığın tüm enerjiyi düşün. Hayatınızdaki insanları nasıl cesaretlendirdiğinizi, hatalarından dolayı onları nasıl affettiğinizi, kusurlarını benimsemeleri için onları nasıl motive ettiğinizi, sadece kim olmak istediklerinin örneklerini parlettiklerinde değil, kendileri değilken ya da zorluk çektiklerinde ne kadar sevilebileceklerini gösterme nin yollarını düşünün. Başkalarını koşulsuz ve özür dilemeden sevmenin tüm yollarını düşünün, sevginin etrafınızdaki herkes için sizden nasıl döküldüğü, ne kadar şefkatli ve ne kadar sabırlı ve ne kadar bağışlayıcı olduğunuz ve değer verdiğiniz kişilere karşı ne kadar nazik olduğunuzu.

Şimdi kendine sor, neden bunu kendin için yapmıyorsun?

Hayatımızdakiler için çok derinlere iniyoruz ve kendimiz için geri gelmeyi unutuyoruz. Başkalarını koşulsuz seviyoruz ve kendimize de aynı sevgiyi vermeyi unutuyoruz. İnsan olduğu, hata yaptığı için başkalarını affediyoruz ve aynı şeyi nadiren kendimiz için yapıyoruz. Sevdiklerimiz için şefkat konuşuruz, onları kutlarız ve cesaretlendiriz ve sadece hayatlarında en güneşli, en güzel, mutluluk turlarını yaşamalarını isteriz, ve yine de, kendimize aynı şefkati karşılaamayız. Kendimizi kutlayıp cesaretlendirmiyoruz.

Kendi güvenli limanlarımız olma kapasitesine sahibiz, kendi evimiz olma kapasitesine sahibiz, cesaretlendirme, bakım ve sevgi yeteneğine sahibiz, ama yolculuklarımız boyunca bir yerlerde buna layık olmadığımıza kendimizi inandık. Bunu hak etmediğimizi.

Bu sizin hatırlatmanızdır – etrafınızdaki herkese verdiğiniz sevgiyi hak eylediğinizdir. Affedilmeyi hak ediyorsun. Lütfunu hak ediyorsun. Senin nezaketin. Hassasiyetin. Tüm bu inancı alıp kendine yatırım yapma zamanı. Kendi değerliliğini görme nin zamanı. Zamanı oldu.

Bu makale, Düşünce Kataloğu ve Bianca Sparacino’nun işbirliğiyle yayınlanan In Your Feelings Podcast’in bir parçasıdır. Düşünce Kataloğu tarafından yayınlansada Podcast İngilizcedir.
Abone burada: Spotify | iTunes

Reklam
Yorumları okumak için tıklayın
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

Kişisel Gelişim

Bu aşık olduğum anlamına mı geliyor?

Belki de bu sadece sabahın erken saatlerindeki sihir, ya da boğazımızı kaplayan kahve hissi ya da dudaklarımızı ısıtan şekerin hafif tadı. Ama midemizin hassas kısımlarında her zaman umut hissederiz.

Dilara Aydın

Yayınlandı:

Şu Tarihte:

İçeriği Oluşturan:

Bu asik oldugum anlamina mi geliyor

Bir gün, bugün, ışık gelecek.

Sürünüyor, sürünen şafak, ufkun üzerinde uykuya sürünüyor. Işık nazik ve sıcak bir şekilde parıldıyor, damlıyor; pencere bölmesine erimiş buz taneleri.

Sabahın erken saatlerinde Kitap rafına yansıyan ışığın, odanın soğuk köşelerine sıcaklık yaymasına aşık olabilir misiniz?

Derinin altına sızacak, dirseklerinin içini öpen gül tomurcuklarından çiçek açan bir ısı tabakası, yarı saydam kıvrımlarla teninden yavaş yavaş akan boncuk gibi ter damlaları. Enfekte oldum, aşık oldum.

Şişmiş dudaklar yumuşak cilde, ağrıya ve karıncalanmaya neden olduğu anda gelen uyuma hissi. Bu aşık olduğum anlamına mı geliyor? Sonsuz anlamda aşktan bahsetmiyorum, çocukken romantizm hayal etme şeklinden bahsediyorum. Tüm beyaz dantelli masaların üzerinde kurduğumuz oyun alanlarından bahsediyorum.

Işık devam edecek.

Bu ışık inanılmak istiyor, bu ışık seni istiyor. Dikkatini, zihnini; Sesini ve vücudunu.

Sen farkına varmadan, gelenler. Tatlı konuşanlar, yatıştırıcı sesler, iyi niyetli ve terbiyeli insanlar. Cehennemler, kırıcılar, güven yiyenler. Ne şekilde olursa olsun onlar gelecek ve savaşmamız gerekecek. Yalanlarlar savaşacağız. Işığınızı görürler, sizi mutsuz etmek isterler.

Hatta senin kötü hissettiğin anda iyi hissedebilirler. Her zaman cezalandırman gerektiğini hissettiğin şekilde cezalandırmak, değersizliğini haklı çıkarmak.

Bu hayatta dolgunluk, gerçeklik aramaktan başka bir şey yapamayız.

İşte o zaman, ışığın geldiği anda, o anda her zaman neyin doğru olduğunu fark ederiz. Senden ne olduğunu, senin nelerden yapıldığını asla anlayamazlar. Işığımız bu dünyada ve çok ötesinde güzel olan her şeyi kapsar.

Belki de bu sadece sabahın erken saatlerindeki sihir, ya da boğazımızı kaplayan kahve hissi ya da dudaklarımızı ısıtan şekerin hafif tadı. Ama midemizin hassas kısımlarında her zaman umut hissederiz.

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Hayatta geride kalmış gibi hisseden herkese: Yalnız değilsiniz

Hayatta geride kalmış gibi hissetmen normal. Başarısızmışsın gibi hissetmenin bir çok nedeni var. Başarılı bir hayata yaşamak için dayan.

Selin Kurt

Yayınlandı:

Şu Tarihte:

İçeriği Oluşturan:

Hayatta geride kalmis gibi hisseden herkese Yalniz degilsiniz

Hayatımda ne yaptığım hakkında hiçbir fikrim yok.

Ve kesinlikle korkuyorum.

Hala banliyöde ailemle evde yaşıyorum. Ben aşık değilim. Ben çıkmıyorum. Geçen yıl arabam bozuldu ve hala değiştirmeye gücüm yetmiyor. Gelirimin çoğunu kaybettim ve sektörüm henüz toparlanmadı. İyi olduğumu düşündüğüm tek şey için yüksek lisans tarafından reddedildim. Neredeyse 29 yaşındayım ve 18 yaşımdan daha fazla kaybolmuş hissediyorum ve kendimi bulmaya çalışıyorum. Şu anda kendimi hiç hissetmediğim kadar kaybolmuş hissediyorum.

Kendime, eğer 25’e kadar “yetişemeseydim” hayallerimden vazgeçip hayatıma devam etmem gerektiğini söylerdim. 25 çok uzak bir zaman gibi görünüyor. Hayatımın son dört yılının nereye gittiğini sana söyleyemem. Beklediğimden çok daha fazla kazandım ve kaybettim.

Anaokulu öğretmenlerimden biri aileme başarısız olacağımı çünkü çok ağladığımı söyledi. Etrafımdaki çoğu insanın kaldırabileceğinden daha duygusal olmuşumdur. Her zaman karmaşık olmuşum. Farklı olan. Seni durdurup duraklatan ve “Neden?” diye düşündüren. O öğretmenin ifadesini hayatım boyunca yanımda taşıdım. Ne zaman yolumu kaybetsem ve işler planlandığı gibi gitmediğinde, onun sesinin zihnimin bir parçasında yankılandığını duymaktan kendimi alamıyorum.

Başarısızlık.

Biri senin kaderin olacak kadar gençken kendini bir başarısızlık olarak görmemek çok zor. Birisi üzgün, korkmuş bir çocuğa baktı ve hiçbir zaman bir şey ifade edeceğine karar verdi. Birisi ben onları tanıma fırsatı bulamadan önce hayallerimi yok etti. Belki de bu yüzden hiçbir zaman ayağımı bulamadım. Ben her zaman yollar arasında amaçsızca sürüklendi, sürekli gerçekten hayatım ile yapıyor olmak istiyorum ne olduğundan emin değil. Sık sık orada kimse hiç gerçekten emin ya da bazılarımız sadece diğerlerinden daha taklit daha iyi olup olmadığını merak ediyorum. Acaba bazılarımız seçim yapmak için bir şey seçiyor mu, kalpleri protesto için çığlık atsa bile. Bu hayatı kolaylaştırıyor mu? Ayaklarını bir yola sıkıca dikmek, bir ayağını diğerinin önüne koymak, ta ki arkana bakmadan kendi başına yürümeyi öğrenene kadar mı?

Yoksa farklı bir seçim yapsalardı işlerin kendileri için nasıl olabileceğini fark ettiklerinde hala kalplerinin ucunda bir çekim hissediyorlar mı? Bu hayatta dolaşıp “Onlar şanslı olanlar” diye düşünenlere mi bakıyorlar?

Her zaman kendime karşı dürüst olmak istemekle kendim için bir şeyler yapmak istemek arasında sıkışıp kalmışımdır. Yerleşmekten çok korkuyorum ama durgun olmaktan da korkuyorum. Yeni beceriler öğrenmek istiyorum, ama onlardan başarısız olmaktan o kadar korkuyorum ki nadiren kendime deneme şansı veriyorum. Çok fazla ilgi alanım var, ama herhangi birini takip etmek için çok az yolum var. Kendimi hiç zeki ya da yetenekli olarak düşünmemiştim. Ne işe yarar ki?

Ben her zaman bir çok şey hakkında biraz biliyorum gibi hissettim, ama ben tek bir konuda bilgi büyük miktarda eksik olduğunu. Ben hiçbir şeyde uzman değilim. Çok fazla ilgi alanım var, ama bazen, başardığım tek şeyin kendimi çok zayıf yaymak olduğunu hissediyorum. Neredeyse kendime karşı dürüst kalmaya çalışarak, gerçekten başarılı olmayı imkansız hale getirdim. Kendimi korku ve kararsızlıktan yapılmış arada bir dünyada yaşarken buluyorum ve gerçekten devam edecek cesarete sahip olup olmadığımdan emin değilim.

20’li yaşlarımın sonlarında hayatımın nasıl olacağını hayal ettiğimde, bu o değildi. Üniversiteden mezun olduktan sonra harika bir iş bulacağımı düşünürdüm. Şimdiye kadar üniversiteli erkek arkadaşımla evli olmalıydım. Bu kadar uzun süre yalnız kalmamam gerekiyordu. Şimdiye kadar başarıyı bulmam gerekirdi; Endüstrimin yok olacağını hiç düşünmemiştim. Sonunda kendimi olmam gereken yola soktuğumdan o kadar emindim ki. Bir seçim yaptım. Üniversiteye gittim ve bu seçimi yaptım. Stajımı yaptım; Borcumu ödedim. Ama yine de buradayım. Bu yolculuğa başladığım gün kadar kaybolmuş.

Her şeyi plana göre yaptım. İyi bir üniversiteye girebilmek için okulda iyiydim. Üniversitede iyi iş bulabilmek için iyi iş çıkardım. Evlenebilmek için aşık oldum. Sonunda başarılı olmak için uyudumdan daha fazla çalıştım. Ve yine de, başarısız oldum.

Ben her zaman “doğru” bir şekilde şeyler yapıyor rağmen, hayatımda için çalıştı hemen hemen her şeyi kaybettim. Her şeyim olsa bile, hala mutlu değildim. Kendim için tek istediğim mutlu olmaktı. Ama aynı zamanda mutluluğun bu dünyada çabagöstermemiz gereken bir hedef olmadığını da hatırladım. Mutluluk, içkiler için övünebileceğin elle tutulur bir şey değildir. Mutluluk sana süslü bir araba ya da bir malikane satın alamaz. Mutluluk sana nüfuz kazandırmayacak. Biz mutlu ve sadece yolunuzu bulmaya çalışırken daha sefil ve “başarılı” olmak daha iyi bir dünyada yaşıyoruz. Duyguların zayıflık belirtisi olarak ele alındığı bir dünyada yaşıyoruz. Bir çocuğu gözyaşı döktüğü için cezalandırDığımız ve onları taş gibi soğuk ve “cesur” olduğu için övdüğümiz yer.

Bunu neden kendimize yapıyoruz?

Bu şekilde yaşamak zorunda değiliz. Hayatımızı nasıl yaşamamız gerektiğiyle ilgili bu kurallara sahip olmamızın tek nedeni onları bizim yarattığımız. Bir gün, birisi mükemmel bir yaşam için denklemi ortaya attı, ve şimdi hepimiz umutsuzca kendimizi buna sığdırmaya çalışarak hayatımızı harcıyoruz. Bizi konfor ve başarı yanılsaması lehine eşsiz, güzel bireyler yapan şeylerden uzaklaşıyoruz. Hayatımızı birçoğumuzun kendimiz için bile istemediği hayaller için çabalayarak geçiriyoruz çünkü bize söylenen bu. Peki ya o kilometre taşlarına ulaşamazsak ya da tüm kutuları kontrol etmezsek? Biz başarısızız. Eğer toplumun öngörülen başarı yolundan saptıysak, başarısız oluruz. Eğer yaşamak için bize verilen küçük kutulardan daha büyük hayaller kurmaya cüret edersek, umutsuzca geri püskürtüleceğiz. Bazılarımız bunu başarasın, ama hepimiz başaramayacağız. Bu dünyada neredeyse 29 yılım bana kendimiz için inşa ettiğimiz dünyada hepimizin hayal sahibi olmaya hakkı olmadığını öğretti.

Bundan daha iyisini yapmalıyız. Burası kimsenin büyümeyi ya da yaşlanmayı hak ettiği bir dünya değil. Hepimiz çok farklıyız ve bu gerçeği kutlamanın zamanı. Hepimiz evlenemayacağız ya da CEO olacağız çünkü hepimiz bu hayatı yaşamak istemiyor. Hayatının sana öğretilenden farklı olması ya da düşündüğünden daha farklı olması başarısız olduğun anlamına gelmez. Yolumuza çıkan şeyler üzerinde her zaman kontrolümüz yoktur, bu yüzden umduğunuz gibi çalışmayan her şeyden kendinizi sorumlu tutamazsınız.

Bazı günler hayat plana göre gider. Ve diğer günler, hayat planını ateşe verecek ve yanarken sana gülecek. Kötü günlerinde iyi günlerinde olduğundan daha az başarılı olmazsın. Bize başarısızlık olarak görmemiz öğretilen şey, yeniden denemek için gerçekten sadece fırsatlardır. Bir dahaki sefere daha iyisini yapmak için.

Umarım bir dahaki sefere pes etmektense kendine daha iyisini yapma şansı vermeye başlarsın.

Umarım duygularını göstermekten korkmayan bir sonraki küçük çocuk onları hissetmeye devam etmeye teşvik edilir.

Umarım kimse sana başarısız olduğunu söylemez çünkü elinden gelenin en iyisini yaptığını biliyorum. Ve elinden gelenin en iyisini yapmasanız bile, hala buradasınız, ve bu da en az onun kadar dikkat çekici.

Hayatta geride kalmış gibi hisseden herkes için yalnız değilsin. Kendinden ilk kez şüphe ettiğini düşün. Şimdi o anın başka birinin başına geldiğini hayal et. Onlara başarısız olduklarını söyler misin? Onları aptal olarak mı çağırırsın yoksa onları alt etmek için elinden gelen her şeyi yapan bir dünyada ayak uydurmak için bu kadar uğraştıkları için azarlar mıydın? Büyük ihtimalle bunu yapmazsın. Bu yüzden lütfen, bunları kendine de söyleme.

Sana başarısız desinler. İstediklerini düşünsünler. Çünkü günün sonunda, hayatın seninle ve ihtiyaçlarınla ilgili. Arzularını. Hayatın seninle ilgili, bu yüzden kendine gelmeye başla. Başka kimse istemese bile.

Hayatımda ne yaptığım hakkında hiçbir fikrim olmayabilir ama deniyorum. Ve sana söz veriyorum önemli olan da bu.

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Şu anda acı çeksen de güçlüsün.

Şu anda acı çekiyor olabilirsin. Hiç bir şey yolunda gitmiyor gibi olabilir. Ancak her şey zamanla değişecek. Güçlüsün, bunu keşfetmelisin.

Senol ARAS

Yayınlandı:

Şu Tarihte:

İçeriği Oluşturan:

Su anda aci ceksen de guclusun

Gözyaşlarına boğulsan da güçlüsün. Seni yiyip bitiren duyguları serbest bırakmanın yanlış bir yanı yok. Bu duygunun kötü bir şey olmadığını anlamak için kendini yeniden eğitmelisin. Bu seni zayıf yapmaz. Duygularından kaçmak zorunda değilsin. Sorunlarınla yüzleşmen, aslında iyi olmadığını ve iyileşmek için çalışman gerektiğini kabul etmen güç ister.

Güçlüsün, geride kalıyormuş gibi hissetsen de, şimdiye kadar daha ileride olman gerektiği gibi. Hala bir şeyleri çözmeye çalışırken etrafınızdaki insanların mutlu bir hayat yaşadığını hissetmek çok doğal. Ancak, bu onların hayatında gördüğünüz kısımdır. Sadece sana göstermek istedikleri kısımlara tanık oluyorsun. En yakın arkadaşlarınız ve aile üyeleriniz bile en kötü anlarını sizden saklıyor olabilir. Kendini ikna ettiğin kadar yalnız değilsin. Bu acıyı hisseden tek kişi sen değilsin.

Güçlüsün, ama yataktan çıkmaya, duş almaya, saçını taramaya ve gülümseyemeye cesaretin yok. Bazen, çoğu insan bir şeye yaramadığını düşünebilir. Küçük şeylerle ne kadar sorun yaşadığın konusunda kendine kızmak yerine, idare edebileceğin her şey için kendinle gurur duymalısın. Belki bugün sadece biraz idare edebilirsin, ama yarının neler getireceğini kim bilebilir ki? Kendine daha iyi bak. Kendine bir kum torbasıymış gibi davranmayı bırak. Aptal, tembel ya da zayıf değilsin. Şu anda çok şey yaşıyorsun.

Güçlüsün, şu anda zor bir dönemden geçiyor olsan bile, kafanın içinde dolaşan duygularla nasıl başa çıkacağından emin olmasan bile. Şu anda sorunların için cevaplar bulamayabilirsin ama bunu çözebilirsin. Zamanın var. Nefes almalısın. Odaklanman gerek. Her şeyin yoluna gireceğini unutmamalısın. Kendine güvenmelisin. Kendine karşı nazik olmalısın. Bunu hallettiğine inanmalısın. Belki bugün değil. Ama eninde sonunda.

Mücadele ediyor olsan bile güçlüsün. Dünya her zaman adil değil. Hayat her zaman kolay olmayacak. Her zaman rahat etmeyeceksin. Yolculuğunuz boyunca tümsekler olacak. Bu yanlış bir şey yaptığın anlamına gelmez. Bu sadece insan olduğun anlamına gelir. Ama bunu atlatacaksın. Bu zor zamanlardan geçerek iyi zamanlarını yaşayacaksın.

Güçlüsün, zayıf olduğuna ikna olduğun anlar olsa bile.

Sevilmediğine inandığın anlar olsa da seviliyorsun.

Başarısız olduğuna ya da en iyi günlerinin geride kaldığına ikna olduğun anlar olsa da harika şeyler başaracaksın.

Unutma, beyninin şu anda söyledikleri yalan olabilir. Kendinle ilgili en kötü düşüncelerin olduğuna inanma ama en iyiye inanmaya başlamalısın.

Okumaya devam et

Öne Çıkanlar