Bizimle iletişime geçin

Aşk

Sevdiğin Birini Kaybetmenin Gerçeği

Sevdiğin birini kaybetmek. Çok derin hisleri yanında getirirken acıyı her gün tatmanızı ister. Unutmak imkansız ama yapacağın çok şey var.

392759674 3651215045112694 7453571999874399745 n

Yayınlandı:

Şu Tarihte:

Sevdigin Birini Kaybetme Gercegi

Ölüm duygusunun gizem olduğunu düşünenler yanılıyor. Birini ölümüne kaybetmek acı verir. Haksızlık gibi gelir. Nasıl bir şey olduğunu biliyorum. Yaşarken öldüm. Bu evrende dünyanın neden fark etmediğini merak ederek yürüdüm.

Sevdiğin kişi gittiğinde, ruhları huzur içinde yatarken, seninki de öyle olmalı.

Boğazına giden donuk ağrı dayanılmaz. Göğsündeki yara, akla her geldiklerinde ya da adlarını her duyduğunda canını acıtır. Gittiklerini bilmek garip ve gerçek dışı hissettirir.

Onları sokakta, parktaki bankta otururken gördüğünü sanırsın. Ve eve giderken birinin yanından geçerken, aynı ona benzediğini fark edersin. Her şey çok tuhaftır. Tek yapmak istediğin durup onlara bakmak. Ve sadece birkaç saniye içinde, ellerini daha sıkı tutup daha sert öpmek nasıl bir his olduğunu hayal etmeye başlarsın.

Bazen gittiklerini unutabilirsin. Sonra aniden, “Bu delice- gerçekten gittiler.” diye düşünürsün. Kötü bir rüya ya da korkunç bir şaka gibi gelir. Her şey çok yanlış gelmeye başlar. Kalbin hiç dinmeyecekmiş gibi yanar. Miden bulanır ve aynı zamanda düşünme felçi geçirisin.

Devam etmek zorunda olduğunu bilmek, hala işe gitmek zorunda olduğunu bilmek, faturaları ödemek, yemek, ve kendinize dikkat etmek mide bulandırıcı gelmeye başlar. Seni ayakta tutan tek şey giden kişinin vazgeçmeni istemediğini bilmektir.

Reklam

En kötü kısmı diğer insanlara bakmak ve nasıl tasasız olduklarını merak etmektir. Dünyanın neden durmadığını sorguluyorsun, çünkü seninki durmuş gibi.

Ama yıllar sonra, bu acı artık yoğun gelmeyecek. Sonunda, içindeki fırtına durulacak ve dünyanın duraksamadığını fark edeceksin. Tekrar nefes almamayı öğrenirsin. Tekrar yaşamayı öğrenirsin. Uyumayı, yemek yemeyi ve tekrar gülümsemeyi öğrenirsin. Tekrar yürümeye başlarsın, kamburlaşmış sırtını yavaş yavaş düzeltirsin. Bu sefer, hayatı biraz farklı yaşamaya başlarsın. Farklı bir lens ile bakmaya başlarsın. Bir zamanlar senin için büyük endişe olan şey küçük dipnotlar haline geldi. Bir zamanlar dikkat etmediğin şeye daha yakından bakıyorsun. Sanki bir çeşit yeniden doğuş yaşıyormuşsun gibi.

Ama ne yazık ki, kalbindeki delik geçmiyor. Arada sırada, kaybını hatırlıyorsun, ve bir an için keder sizi tekrar tüketmeye başlıyor -ama ilk zamana göre biraz daha az acıtır canını.